Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Masöz Kızlar

İlan yazıları hakkında

Paraya ihtiyacı olduğunda zengin bir kadınla evlenir, onu soyup soğana çevirir ve başka bir ülkeye giderdi. Kadınlar çoğunlukla isyan etmez ya da polise gitmezlerdi. Bir koca olarak onun tadını çıkardıkları birkaç hafta ya da birkaç ay, bütün paralarını kaybetmenin şaşkınlığından daha güçlü bir his bırakırdı
kadınlarda. Bir anlığına da olsa güçlü kanatların etkisinde yaşamanın, sıradanlıktan çok yukarılarda uçmanın ne demek olduğunu anlarlardı.

Bütün cazibesini kullanarak onları o kadar yükseğe çıkarır, o kadar hızlı döndürüverirdi ki ayrılışı bile o uçuştan bir parça taşırdı. Neredeyse doğal gelirdi hiçbir partneri onun kartal uçuşuna ayak uyduramazdı. Özgür, tutsak edilemeyen maceraperest, bir altın daldan diğerine atlarken Peru’da bir tiyatroda Brezilyalı dansçı Anita’yla tanıştığında az daha bir tuzağa, insani aşkın tuzağına düşüyordu. Anita’nın büyük, badem gözleri başka kadınlarınki gibi
kapanmıyordu tembelce, yavaşça buluşan gözkapaklarıyla kaplanların, pumaların, parsların gözlerine benziyordu, sanki burnuna doğru birleşiyor gibilerdi, daralıyor, vücuduna neler yapıldığını görmek istemeyen bir kadının bakışlarını andıran, şehvetli, imalı bir bakışla bakıyorlardı. Bütün bunlar Anita’ya
sanki biri onunla sevişiyormuş havası veriyordu, bu da Baron’u daha tanıştıkları anda tahrik etmişti.

Baron onu görmeye sahne arkasında gittiğinde, Anita’yı bir dolu çiçeğin ortasında giyinirken buldu; etrafında oturan hayranlarını memnun etmek için karşılarında cinsel organını dudak boyasıyla boyuyor ama kendisine doğru en ufak bir hareketine izin vermiyordu. Baron içeri girdiğinde Anita sadece başını kaldırıp ona gülümsedi. Bir ayağını ufak bir sehpanın üzerine koymuş, Brezilya’ya özgü süslü elbisesinin eteğini kaldırmış, etrafındaki erkeklerin heyecanı karşısında kahkahalar atarak mücevherlerle bezeli elleriyle cinsel organını boyamaya devam etmişti.

Cinsel organı kocaman, hassas bir çiçeğe benziyordu; Baron’un daha önce gördüklerinin hepsinden büyüktü, etrafında gür ve kıvırcık, parlak siyah tüyler vardı. Bir ağızmış gibi boyadığı işte bu dudaklardı, kan kırmızı kamelyalara benzesin diye özenle boyadığı, zorla açılmış, içindeki tomurcuğu, çiçeğin
solgun, açık tenli özünü gösteren dudaklar. Baron, Anita’yı birlikte yemek yemeye ikna edemedi. Sahnedeki görüntüsü aslında sadece tiyatrodaki işine giriş mahiyetindeydi. Şimdi bütün Güney Amerika’da tanınmasını sağlayan gösterisi başlıyordu: tiyatrodaki derin, karanlık, yarısına kadar perdeyle örtülmüş locaların, dünyanın dört bir yanından gelen cemiyet hayatına mensup erkekler tarafından doldurulduğu gösteri. Bu tür üst sınıf burlesk gösterilere kadınlar getirilmiyordu.

Yorum Gönderin